ÇİNİLİ İZNİK

ÇİNİLİ İZNİK

Tarihi İznik kenti surlarla çevrilidir.Kuzeydoğuya ilerleseniz arazi yükselmeye başlar.Samanlı Dağlarında yukarılara doğru yürüdükçe İznik gölü önce küçülür, sonra gözden kaybolur. Manzarayı izlemeye dalarsınız  yeşil tepeler gözünüze çarpar, yerleşimse yeşillikler içindeki sarı bir nokta haline dönüşmüştür. Yolcu çayırlarında atların koşturduğu büyük bir çiftlik edasında ki Sansarak köyüne gelmiştir.Bu köy, İznik Gölü’nü besleyen Karadere’nin havzasında yükselmiştir. Karadere’nin yararak meydana getirdiği Sansarak Kanyonu tüm sessizliği ile durur. Bölge halkı Kayalıdere adını vermiştir bu kanyona; burada iki dik ve yüksek kaya duvarı arasında akan bir su yok. Yaklaşık beş kilometre uzunluğundaki Kayalıdere yer yer genişleyen ve daralan, açılan, kapanan kayalık bir oluşum.Gürgen, kayın, meşe, çam ağaçlarının, bodur bitkilerin ve çiçeklerin süslediği dar bir vadi güzeli. Doğa yürüyüşçülerinin, pinikçilerin ve kampçıların uğrak yeridir.

Koimesis Kilisesi: İznik’in doğusunda kalır.Koimesis kilisenin 8. yüzyılda inşa edildiği ve ismini Meryem Ana’nın ölümünü tasvir eden fresklerinden aldığı sanılmaktadır.
Aziz Tryphonos Kilisesi: İznik’te bulunan bu kilisenin, Bizans İmparatoru II. Theodoros Laskaris’in tarafından Aziz Tryphonos anısına 13. yüzyılda yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Helena Konstantinos Kilisesi:Karacabey ilçe sınırları içerisinde yer alır, Ulubat Gölü’ndeki Manastır Adası’nda inşa edilmiştir. 4.5. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilir. Haç planlı bir  kilisedir ve duvarları beş sıra tuğla ile  kaba işlenmiş taşlarla örülmüştür.
İznik Müzesi: Sultan I. Murat’ın annesi Nilüfer Hatun  anısına 1388 yılında imarethane olarak inşa edildi. “T” planlı bir müze olarak günümüzde hizmet verir.Bu müzedeki birçok eser ve kalıntı İznik çevresinden toplanmıştır.Tarih öncesi dönemden Osmanlı dönemine değin  çeşitli eserler yer almaktadır.

İznik Ayasofya Müzesi:

İznik ilçe merkezinde yer alır Ayasofya Müzesi ve 4. yüzyılda kilise olarak inşa edilmiştir, 1331′de Orhan Gazi tarafından camiye dönüştürüldü. Hıristiyanlar için önem taşıyan 7. Ekümenik (ruhani) Konsül burada toplandı. Bizans dönemine ait bazı freskler ve tabanda geometrik motiflerden oluşan mozaikler görülebilir.
 İznik Gölü: Marmara Bölgesi’nin en büyük gölüdür.Türkiye’nin ise 5. büyük doğal gölüdür. İznik Gölü Önemli Kus Alanı (ÖKA) statüsüne alınmıştır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

YEŞİL BURSA

YEŞİL BURSA

Bursa ;namı diğer ”Yeşil Bursa” , doğası ve kent merkezinin ağaçlarla süslü olması ona bu adı kazandırmıştır.Uludağ,Yeşil Cami ve Yeşil Türbe’de bu ismi almasında önemli bir etkendir. Osmanlıya başkentlik yapmıştır konumu itibarıyla.Medrese, han, hamam, kervansaray, imarethaneler, köprüler, çeşmeler, parklar, anıt olmuş çınar ağaçları, kapalıçarşısı, yaşanası güzellikteki evleri, Osmanlı izlerini kaybetmeyen köyleri, şifalı termal kaplıcaları değerine değer katar. Bursa neleri ile ünlüdür diye sorarsanız söyleyelim :ipek, kadife, kestaneşekeri, şeftali, kılıç kalkan oyunu, havlu ve bıçak. Bursa bütün bu güzellikleri kendisine mal etmiştir. Müzeler kentin dört bir yanını sarmıştır. Türkiye’nin ilk ve tek Ormancılık Müzesi Bursa’da kurulmuştur.Atatürk Hünkâr Köşkü Müzesinde birçok sefer konaklamıştır ve adı üstünde müzeye dönüştürülmüştür.Yeşil Bursa’nın zanaatkârlarının el emeğinin sergilendiği Bursa Kent Müzesi oldukça rağbet görür.Türkiye’nin otomotiv geçmişini gözler önüne seren Anadolu Arabaları Müzesi Türkiye’nin dinamik yüzünü yansıtır.

Ulubat (Apolyont) Gölü tektonik çöküntüyle meydana gelmiştir ancak halk arasında şöyle bir rivayet dilden dile aktarılır: Apollonia kralı güzel kızını Melde kralına vermez, o da kızıp Odrysses Çayı’nı kente yönlendirip her yeri göl haline getirir.Siz istediğinize inanabilirisiniz :) fakat gerçek olan Apolyont’un güzelliğinin dillere destan olup yedi düvele yayılmış olmasıdır, başka bir şey değil. Gölde üzerinde Manastır, Kız, Terzioğlı, Nailbey adlı adalar vardır ve Apolyont köyü de bir adacık üstünde görülür. Köyün bulunduğu adaya, kıyıdan uzanan yarımadaya “taşkapı” adı verilen dar bir boğumdan giriliyor. Taşkapı, sur kalıntıları, Kız Adası’ndaki manastırın temeli ve taş ile ahşabın karışımı eski Rum evleri bu köy hakkında kabaca hemen bir fikre sahip olmanızı sağlıyıveriyor.Göçmen kuşlar  burayı sever öyle server ki kuluçkalama ve beslenme alanlarıdır onlar için . Gölün  gerçek sahipleri kimmi?; turnalar, yayınlar, ketaller, sazanlar. Apolyont’un kadın erkek balıkçılarına yaşam verir. Her ne kadar sayıları gün geçtikçe azalsa bile bereketlerini onlardan esirgemezler.

Mudanya Dağları’nın kuzey yamaçlarına bir kasaba var  Tirilye adında ,19. yüzyıldan kalma kagir evleri, tarihi kiliseleri, geçmişindeki Rum kültürünün havasını koruyan sokakları, dört bir yanını sarmış zeytinlikleri ve ulu çınar ağaçlarıyla gönülleri fethediyor. Eski Yunancada “barbunya” balığı anlamına gelir Tirilye.Yıllar önce Zeytinbağı diye değiştirilmiş. Rivayet edilir ki etrafı zeytinliklerle çevrili iki yamacındaki Tirilye’nin  korsan saldırılarına maruz kalan üç köyün birleşmesiyle meydana gelmiştir. Eski çağlarda korsanlardan korunmuş bu şekilde kasaba ,1980 yılında ise sit alanı ilan edilmiş ve tamamıyla güvence altına alınmış. Eski Bizans kilisesinden devşirme Fatih Camii, tarihi hamam, iç duvarlarında Meryem Ana’yi gösteren freskoları bulunan 13. yüzyılda yapılmış Kemerli Kilise ve eskiden kilise olarak kullanıldığı sanılan Dindar Evi Tirilye’de en çok rağbet gören yerler arasında.

Dorukları göklere kadar yükselir, zirvesi sisler içinde kalır Uludağ kayak merkezinin.Ne var ki tüm ihtişamıyla dağ gerçek güzelliğine, beyaz ipek örtüsünden sıyrıldığı yaz aylarında kavuşuyor. Uludağ 1961 ‘de milli park statüsüyle koruma altına alındı. İçerisinde 791 çeşit çiçek barındırıyor ki bunların 104′ü Türkiye, 28′i Uludağ için endemik. Anadolu’nun en yoğun kayın ormanları Uludağ’da; bin 500 metreden yükseğe çıktığınızda kayın ağaçları önce iğne yapraklı ağaçlara, ardından da göknar ormanlarına dönüşüyor. Bedri Rahmi’nin resim yapmak için geldiği Uludağ’da bu doğa karşısında “Merhaba kekik!.. Merhaba karamuk!.. Merhaba kuzukulağı!.. Yahu, bu boya kıtlığında bu kadar yeşili nereden buldunuz” diye haykırdığı bilinir. Bu güzelliklerin hepsini Sarıalan, Çobankaya, Bakacak, Karabelen, Kirazlıyayla‘da bulabilirsiniz. Belvi’de günbatımı Apolyont Gölü’nün uzaklardaki görüntüsüyle karışık seyredilebilir.Uludağın zirvesine vardığınızda açık ve net  bir gökyüzü varsa eğer ;firuze renkli körfez ve koyların, Marmara ve İmralı adalarını ve İstanbul’un siluetinin tadına varabilir.

İstanbul’dan sonra Osmanlı eserlerinin en yoğun olduğu kentlerdendir. Bursa Orhan Gazi döneminde Osmanlıların başkenti, İstanbul’un fethinden sonra da sancak ve 19. yüzyılda vilayet merkezi oldu.

GEZİLECEK YERLER

 Arkeoloji Müzesi: Kültürpark’taki müzede Bithynia ve Mysia bölgelerinden elde edilen kalıntılar ve tarihi eserler sizi bekliyor.MÖ 3000 yılından Bizans dönemi sonlarına ait olan  bu eserler geçmişe ayna tutuyor .

 Türk İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese): Bursa kent merkezinde bulunur Yeşil Medrese.Külliyesi de içinde.Mimar Hacı İvaz Paşa’nın katkılarıyla  1414-1424 yılları arasında yapıldı.

Atatürk Müzesi: Çekirge Caddesi üzerinde Çelik Palas Oteli yanında bulunur.Atatürk burada kaldığı için müzeye dönüştürüldü.Onun  kaldığı sürede kullandığı tüm eşyalar ile fotoğrafları ziyaretçilere sergileniyor.
 Osmanlı Evi Müzesi: Muradiye semtinde yer almaktadır.II. Murat Külliyesi’nin karşısında bulunur bu  ahşap ev ve 17. yüzyıl süslemelerinin harika ve karakteristik özelliklerini gösterir.

Ulu Cami: Sultan Yıldırım Bayezid tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırıldı. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde kaidesi mermerden yapılmış ve üzeri tuğlalarla örülmüş iki minare arşa doğru yükselmektedir.

 Yeşil Cami: 1414-1424 yılları arasında Çelebi Sultan Mehmet’in emriyle yapıldı. Süsleme olarak yeşil tonlarda firuze ve çiniler kullanıldı bundan  dolayıdır ki”Yeşil” adıyla anılmaktadır.

Orhan Bey Camii: 1339 yılında Osmanlı Sultanı Orhan Bey’in katkılarıyla yaptırıldı.

Muradiye (II. Murad) Camii:Muradiye semtindeki cami, Sultan II. Murat tarafından 1424-1426 yılları arasında anadolu’ya hediye edildi.

Yıldırım Camii: Bursa kentinde bulunan Yıldırım Bayezid tarafından 1390 yılında yapıldı.

Türbeler: Yıldırım Türbesi, Emir Sultan Türbesi, Yeşil Türbe, Osman Gazi Türbesi, Orhan Gazi Türbesi, Hatuniye Türbesi, Şehzade Mahmut Türbesi, Kara Mustafa Paşa Türbesi, Hamzabey Türbesi, Cem Sultan Türbesi, Şehzade Mustafa Türbesi, Mükrime Hatun Türbesi,

Geruş Sinagogu: 16. yüzyıl başlarında inşa ettirilen sinagog, Arap Şükrü Sokağındadır.

Cumalıkızık Evleri:

Cumalıkızık köyü, Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze kadar korumaktadır. Bursa’nın doğusunda bulunmaktadır. Osmanlıların Bursa’da ilk yerleştikleri bölgelerden biridir Cumalıkızık.180′i halen kullanılmakta olan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 evden meydana gelmektedir.

Uludağ: Bursa’nın 36 km. güneyinde yer alan Uludağ, kampçılık, trekking ve günübirlik aktivitelerle hizmet vermektedir.

Ulubat Gölü (Apolyont):

Ulubat Göl Bursa İzmir anayolunun hemen yanında yer alıyor.

Karaçay Deltası: Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alır bu delta, Önemli Kuş Alanı (ÖAK)statüsünde.

Bayramdere Ayı Koruma Bölgesi:

Bayramdere yöresi dünyanın tek ayı rehabilitasyon alanını bünyesinde barındırmaktadır.

Tags: , , , , , , , , , , , ,