May 2nd, 2008 — ege tatil
Halikarnas adını uzun yıllar taşıyan beyaz Bodrum,günümüzde yerli yabancı turistlere tatil merkezi olarak hizmet veriyor.Yazlıklar ve 5 yıldızlı oteller,apart oteller her tarafı sarmış.Club ve diskolar(disco) dolup dolup taşıyor,içeride eğlenenler kendilerinden geçiyor,gece hayatı tüm hızıyla akıyor,baştan çıkarıcı Bodrum’un tadına varmaya çalışıyor.Bodrum Gümbet Bodrum Türkbükü Bodrum Turgutreis, Yalıkavak, Akyarlar, Gümüşlük tercih edilen tatil yerlerinin en önemlileri bu bölgedeki. Continue reading →
Tags:
dedeman,
kalesi,
oteli,
seyahat
March 29th, 2008 — Marmara bölgesi
YEŞİL BURSA
Bursa ;namı diğer ”Yeşil Bursa” , doğası ve kent merkezinin ağaçlarla süslü olması ona bu adı kazandırmıştır.Uludağ,Yeşil Cami ve Yeşil Türbe’de bu ismi almasında önemli bir etkendir. Osmanlıya başkentlik yapmıştır konumu itibarıyla.Medrese, han, hamam, kervansaray, imarethaneler, köprüler, çeşmeler, parklar, anıt olmuş çınar ağaçları, kapalıçarşısı, yaşanası güzellikteki evleri, Osmanlı izlerini kaybetmeyen köyleri, şifalı termal kaplıcaları değerine değer katar. Bursa neleri ile ünlüdür diye sorarsanız söyleyelim :ipek, kadife, kestaneşekeri, şeftali, kılıç kalkan oyunu, havlu ve bıçak. Bursa bütün bu güzellikleri kendisine mal etmiştir. Müzeler kentin dört bir yanını sarmıştır. Türkiye’nin ilk ve tek Ormancılık Müzesi Bursa’da kurulmuştur.Atatürk Hünkâr Köşkü Müzesinde birçok sefer konaklamıştır ve adı üstünde müzeye dönüştürülmüştür.Yeşil Bursa’nın zanaatkârlarının el emeğinin sergilendiği Bursa Kent Müzesi oldukça rağbet görür.Türkiye’nin otomotiv geçmişini gözler önüne seren Anadolu Arabaları Müzesi Türkiye’nin dinamik yüzünü yansıtır.
Ulubat (Apolyont) Gölü tektonik çöküntüyle meydana gelmiştir ancak halk arasında şöyle bir rivayet dilden dile aktarılır: Apollonia kralı güzel kızını Melde kralına vermez, o da kızıp Odrysses Çayı’nı kente yönlendirip her yeri göl haline getirir.Siz istediğinize inanabilirisiniz
fakat gerçek olan Apolyont’un güzelliğinin dillere destan olup yedi düvele yayılmış olmasıdır, başka bir şey değil. Gölde üzerinde Manastır, Kız, Terzioğlı, Nailbey adlı adalar vardır ve Apolyont köyü de bir adacık üstünde görülür. Köyün bulunduğu adaya, kıyıdan uzanan yarımadaya “taşkapı” adı verilen dar bir boğumdan giriliyor. Taşkapı, sur kalıntıları, Kız Adası’ndaki manastırın temeli ve taş ile ahşabın karışımı eski Rum evleri bu köy hakkında kabaca hemen bir fikre sahip olmanızı sağlıyıveriyor.Göçmen kuşlar burayı sever öyle server ki kuluçkalama ve beslenme alanlarıdır onlar için . Gölün gerçek sahipleri kimmi?; turnalar, yayınlar, ketaller, sazanlar. Apolyont’un kadın erkek balıkçılarına yaşam verir. Her ne kadar sayıları gün geçtikçe azalsa bile bereketlerini onlardan esirgemezler.
Mudanya Dağları’nın kuzey yamaçlarına bir kasaba var Tirilye adında ,19. yüzyıldan kalma kagir evleri, tarihi kiliseleri, geçmişindeki Rum kültürünün havasını koruyan sokakları, dört bir yanını sarmış zeytinlikleri ve ulu çınar ağaçlarıyla gönülleri fethediyor. Eski Yunancada “barbunya” balığı anlamına gelir Tirilye.Yıllar önce Zeytinbağı diye değiştirilmiş. Rivayet edilir ki etrafı zeytinliklerle çevrili iki yamacındaki Tirilye’nin korsan saldırılarına maruz kalan üç köyün birleşmesiyle meydana gelmiştir. Eski çağlarda korsanlardan korunmuş bu şekilde kasaba ,1980 yılında ise sit alanı ilan edilmiş ve tamamıyla güvence altına alınmış. Eski Bizans kilisesinden devşirme Fatih Camii, tarihi hamam, iç duvarlarında Meryem Ana’yi gösteren freskoları bulunan 13. yüzyılda yapılmış Kemerli Kilise ve eskiden kilise olarak kullanıldığı sanılan Dindar Evi Tirilye’de en çok rağbet gören yerler arasında.
Dorukları göklere kadar yükselir, zirvesi sisler içinde kalır Uludağ kayak merkezinin.Ne var ki tüm ihtişamıyla dağ gerçek güzelliğine, beyaz ipek örtüsünden sıyrıldığı yaz aylarında kavuşuyor. Uludağ 1961 ‘de milli park statüsüyle koruma altına alındı. İçerisinde 791 çeşit çiçek barındırıyor ki bunların 104′ü Türkiye, 28′i Uludağ için endemik. Anadolu’nun en yoğun kayın ormanları Uludağ’da; bin 500 metreden yükseğe çıktığınızda kayın ağaçları önce iğne yapraklı ağaçlara, ardından da göknar ormanlarına dönüşüyor. Bedri Rahmi’nin resim yapmak için geldiği Uludağ’da bu doğa karşısında “Merhaba kekik!.. Merhaba karamuk!.. Merhaba kuzukulağı!.. Yahu, bu boya kıtlığında bu kadar yeşili nereden buldunuz” diye haykırdığı bilinir. Bu güzelliklerin hepsini Sarıalan, Çobankaya, Bakacak, Karabelen, Kirazlıyayla‘da bulabilirsiniz. Belvi’de günbatımı Apolyont Gölü’nün uzaklardaki görüntüsüyle karışık seyredilebilir.Uludağın zirvesine vardığınızda açık ve net bir gökyüzü varsa eğer ;firuze renkli körfez ve koyların, Marmara ve İmralı adalarını ve İstanbul’un siluetinin tadına varabilir.
İstanbul’dan sonra Osmanlı eserlerinin en yoğun olduğu kentlerdendir. Bursa Orhan Gazi döneminde Osmanlıların başkenti, İstanbul’un fethinden sonra da sancak ve 19. yüzyılda vilayet merkezi oldu.
GEZİLECEK YERLER
Arkeoloji Müzesi: Kültürpark’taki müzede Bithynia ve Mysia bölgelerinden elde edilen kalıntılar ve tarihi eserler sizi bekliyor.MÖ 3000 yılından Bizans dönemi sonlarına ait olan bu eserler geçmişe ayna tutuyor .
Türk İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese): Bursa kent merkezinde bulunur Yeşil Medrese.Külliyesi de içinde.Mimar Hacı İvaz Paşa’nın katkılarıyla 1414-1424 yılları arasında yapıldı.
Atatürk Müzesi: Çekirge Caddesi üzerinde Çelik Palas Oteli yanında bulunur.Atatürk burada kaldığı için müzeye dönüştürüldü.Onun kaldığı sürede kullandığı tüm eşyalar ile fotoğrafları ziyaretçilere sergileniyor.
Osmanlı Evi Müzesi: Muradiye semtinde yer almaktadır.II. Murat Külliyesi’nin karşısında bulunur bu ahşap ev ve 17. yüzyıl süslemelerinin harika ve karakteristik özelliklerini gösterir.
Ulu Cami: Sultan Yıldırım Bayezid tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırıldı. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde kaidesi mermerden yapılmış ve üzeri tuğlalarla örülmüş iki minare arşa doğru yükselmektedir.
Yeşil Cami: 1414-1424 yılları arasında Çelebi Sultan Mehmet’in emriyle yapıldı. Süsleme olarak yeşil tonlarda firuze ve çiniler kullanıldı bundan dolayıdır ki”Yeşil” adıyla anılmaktadır.
Orhan Bey Camii: 1339 yılında Osmanlı Sultanı Orhan Bey’in katkılarıyla yaptırıldı.
Muradiye (II. Murad) Camii:Muradiye semtindeki cami, Sultan II. Murat tarafından 1424-1426 yılları arasında anadolu’ya hediye edildi.
Yıldırım Camii: Bursa kentinde bulunan Yıldırım Bayezid tarafından 1390 yılında yapıldı.
Türbeler: Yıldırım Türbesi, Emir Sultan Türbesi, Yeşil Türbe, Osman Gazi Türbesi, Orhan Gazi Türbesi, Hatuniye Türbesi, Şehzade Mahmut Türbesi, Kara Mustafa Paşa Türbesi, Hamzabey Türbesi, Cem Sultan Türbesi, Şehzade Mustafa Türbesi, Mükrime Hatun Türbesi,
Geruş Sinagogu: 16. yüzyıl başlarında inşa ettirilen sinagog, Arap Şükrü Sokağındadır.
Cumalıkızık Evleri:
Cumalıkızık köyü, Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze kadar korumaktadır. Bursa’nın doğusunda bulunmaktadır. Osmanlıların Bursa’da ilk yerleştikleri bölgelerden biridir Cumalıkızık.180′i halen kullanılmakta olan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 evden meydana gelmektedir.
Uludağ: Bursa’nın 36 km. güneyinde yer alan Uludağ, kampçılık, trekking ve günübirlik aktivitelerle hizmet vermektedir.
Ulubat Gölü (Apolyont):
Ulubat Göl Bursa İzmir anayolunun hemen yanında yer alıyor.
Karaçay Deltası: Marmara Denizi’nin güney kıyısında yer alır bu delta, Önemli Kuş Alanı (ÖAK)statüsünde.
Bayramdere Ayı Koruma Bölgesi:
Bayramdere yöresi dünyanın tek ayı rehabilitasyon alanını bünyesinde barındırmaktadır.
Tags:
çekirge,
bursa,
deniz otobüsü,
iskele,
kar,
kayak,
Marmara bölgesi,
mudanya feribot,
otel,
oteli,
REHBERİ,
uludag,
uludağ otelleri
March 28th, 2008 — Marmara bölgesi
Tüm Doğasıyla Kocaeli
GEZİLECEK YERLER
Saatçi Ali Efendi Konağı (Etnografya Müzesi): 1774 yılında İzmit’in denize hâkim bir yamacı üzerinde yapılmıştır.Saatçi Ali Efendi Konağı 1987 yılından itibaren etnografya müzesi olarak hizmet vermektedir. Yörenin geleneksel kimliği ve tarihden günümüze değin geçirdiği süreç burada görülebilir.
Gayret Gemisi Müzesi: Türk Deniz Kuvvetleri’ne 1973 yılında hizmet vermeye başlayan Gayret Gemisi, 1995 yılında emekliye ayrılmış. Jilet olmak yerine ,Gölcük Tersanesi’nde onarılan gemi, 20 Ağustos 1997′de müze olarak ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.
Gölcük Deniz Müzesi: Gölcük Deniz Müzesi 12 Mart 1976′da, Türk deniz tarihine ışık tutmak maksadıyla kurulmuştur.
Orhan Camii: Orhan Mahallesi’nin sembolüdür, İzmit’e hâkim bir tepede yer alır cami. 13. yüzyılda, Orhan Gazi döneminde, Süleyman Paşa tarafından inşa ettirildi.
Pertev Paşa Külliyesi: Osmanlı ordusunun sefer yolları üzerinde yer alır.Konaklama maksadıyla 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından inşa edildi.
İzmit İstasyon Binası: Anadolu-Bağdat demiryolunun ilk etabı olması açısından önemlidir.Haydarpaşa-İzmit arasındaki 91 km’lik bölüm, 1873 yılında hizmet vermeye başladı.Sultan Abdülaziz, Alman İmparatoru Kayser Wİlhelm ile birlikte özel vagonu içinde İstanbul’dan İzmit’e seyahat etti.
Sapanca Gölü:Türkiye’nin önemli kuş alanları arasında gösterilir. Sapanca Gölü dışında kuş türleri açısından önemli bir park haline gelmiş olan Darıca Bayramoğlu Kuş Cenneti ve Temalı Parkı’nda da kuş gözetleme imkanı mevcuttur.
Ballıkayalar: Gebze’ye bağlı Tavşanlı köyünde tabiat parkı ve doğal sit alanı olarak ziyaretçilerini ağırlar vadi.Gebze’ye 10 km. mesafededir. Dağcıların iniş ve tırmanış etkinliklerinde bulundukları Ballıkayalar Vadisi, kireçtaşlarının erimesi sonucu oluşan özgün jeomorfolojik şekilleri olan bir karstik boğaz.
ULAŞIM
Kocaeli, İstanbul’u Trakya dışında tüm ülkeye bağlayan kara ve demiryolu üzerinde yer alır.
Tags:
deniz,
göl,
kefken,
kerpe,
Marmara bölgesi,
maşukiye,
otel,
oteli,
otelleri,
sapanca
March 28th, 2008 — Marmara bölgesi
AĞVA
Yemyeşil bir suyla merhaba der Ağva tatilcilere,gezginlere,ziyaretçilere. Köprü geçerseniz, köyün merkezine ulaşırsınız ve bir akarsu daha sizi selamlar. Ağva; Göksu ve Yeşilçay derelerinin arasındaki deltaya, alüvyonlar üzerine kurulmuştur. Sadece bu suların olduğu çevre değil, heryer yemyeşil Ağva’da. İstanbul’un keşmekeşliğine bu kadar yakın olup da böylesine yeşillik nasıl ayakta kalmış diye kendinize sormadan duramazsınız. Akıllara durgunluk verecek kadar güzel kumsalı da var Ağva’nın. İncecik kumlu sahilin genişliği 50 metre, uzunluğu iki buçuk kilometre kadardır. Dere boylarından ve kumsaldan çıktığınızda Ağva’nın bakir kıyılarını keşfedebilirsiniz. Başta Kadırga Koyu olmak üzere tüm kıyı şeridi Karadeniz’in öfkesine şahit olmuş, haşin dalgalar tarafından uzun bir zaman dövülmüş. Kayalardaki görkemli izler bunu açıkça ortaya kouyor; adını beyaz renginden alan Gelin Kayası acıyı en çok hisseden şahitlerden. Saklı Göl buralardaki başka bir güzellik. Kadıköy ve Pınarlı köylerini geçtikten sonra kısa bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz.
Ağva, Göksu ve Yeşilçay arasındaki delta üzerinde kurulu, İstanbul’a yakın oluşu ve doğasıyla tercih edilen tatil mekânlarından biri.
GEZİLECEK YERLER AĞVA’DA
Latince “iki dere arasına kurulmuş köy” anlamına gelir Ağva, eskiçağda Venedik ve Cenevizlilerin uğrak yeriydi ve burayı yerleşim alanı olarakda zamanla benimsediler. Hitit, Phryg, Roma ve Osmanlı devirlerinnin kalıntıları görmeye değer. Gelin Kayası, Saklı Göl, Kilim Koyu, İnkese ve Gürlek mağaraları, Ağva’nın doğal güzelliklerinin başlıcaları. Sahili ve her zaman taze balık yiyebileceğiniz birçok tesisi var. Şilebezi, en çok tercih edilen hediyelik eşya.
NASIL GİDİLİR AĞVA’YA
İstanbul’a 110 km. uzaklıktaki Ağva’ya Ümraniye Şile otobanından Kabakoz İmrenli ve Kurfallı sahil şeridi takip edilerek ulaşılabiliyor. Özel araçla gidilirken, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü geçtikten sonra Şile Sarıgazi sapağına giriliyor. Şile’ye vardığınızda Ağva sapağından devam edildiğinde Şile çıkışına geliniyor. Buradan iki yol tercih edebilirsiniz. Biri sahil yolu 30 km., diğeri Teke üzerinden 50 km. İstanbul Üsküdar’dan saat başı Şile-Ağva otobüsleri hareket ediyor.
Tags:
ağva,
fiyat,
fiyatları,
GEZİ,
konaklama,
Marmara bölgesi,
otel,
oteli,
otelleri,
pansiyon,
REHBERİ,
tatil
March 27th, 2008 — Marmara bölgesi
1. Dünya Savaşı esnasında 1915 yılında patlak veren Çanakkale Deniz Savaşı, Gelibolu tarihini baştan yazılmasını sağladı. Şehit Türk ve Anzak askerlerinin anısına bölgeye 1973 yılında milli park statüsü verildi. Park Gelibolu Yarımadası’nın Saros Körfezi’ndeki Kabatepe limanı ile Çanakkale Boğazı’nda yer alan Akbaş iskelesi arasında bulunuyor. Seddülbahir köyü civarındaki Teke ve Hisarlık burunları, Ertuğrul, Morto ve İkiz koyları, Alçıtepe, Kerevizdere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları savaşın en şiddetli geçtiği yerlar arasında. Çanakkale Savaşları sırasında büyük cesaret göstererek şehit olan birliklerin ve askerlerin adını yaşatmak maksadıyla Gelibolu Yarımadası’nda pek çok şehitlik açılmıştır. Şehitliklerin en önemlisi hangisi diye sorarsanız:Morto Koyu’nda, Hisarlık Tepe’de tüm şehitlerimizin anısına dikilen Çanakkale Şehitler Abidesi olduğunu söyleyelim.
Gelibolu’nun iki tarafıda deniz ancak bir yanda Ege, diğer yanda Marmara var. Deniz Gelibolu’nun anası olmuş, onu doğurmuş, büyütmüş, besleyerek bugünlere getirmiş. Gelibolu’nun tuzlu suyu Piri Reis’e ilk etapta yüzmeyi, sonra da denizciliği öğretmiş, Osmanlı’nın Kaptan-ı Deryalık merkezi, devletin denizcilik merkezi olarak bilinmiş. İç içe geçmiş iki bölümlü limanın tarihi dokusu hala eski günleri anlatıyor. Denize açılmak için heveslenen ama olduğu yerde tembelce bir o yana bir bu yana salınan kayık,sandal ve tekneler size göz kırpıyor, Piri Reis’in adını verdiği müzeyi barındıran kule de. Yerleşim içindeki falezleri, balık restoranları, etrafındaki ayçiçeği tarlaları, düzgün caddeleri, çok sayıdaki tarihi mekânıyla Gelibolu insanın içini ferahlatıyor,huzur veriyor. Gelibolu’da yaz çoşkusu herkesi sarar; bu mevsim hem denize girme hem de sardalye vaktidir. Çanakkale Boğazı kıyılarındaki kayalıklar Marmara’ya, Saros sahilleri Ege’ye girme imkanı verir. Kömür Limanı, Güneyli köyü ve Bakla Burnu Gelibolu’da deniz keyfinin çıkarılacağı nezih tatil durakları.
Çanakkale’ye bağlı boğaz ve Saros Körfezi kıyılarındaki doğal kumsallar, tarihi Gelibolu Yarımadası Milli Parkı yerli ve yabancı turistlerin beğenisini kazanır.
GELİBOLU’DA GEZİLECEK YERLER
Gelibolu Mevlevihane’si: Plan bakımından İstanbul’daki Mevlevihane ile çok benzeşir .Gelibolu Mevlevihanesi Hamzakoy’ün üst kıstmında görülebilir.
Yazıcızade Mehmet Efendi Camii ve Çilehane: Mehmet Efendi 1449′da “Muhammediye” ismindeki kitabıyla nam salmıştır. Onun ismi bu camiye verilmiştir ve hemen yanındaki türbesi ziyaretçilerini bekliyor.
Büyük Cami: Rumeli Fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın buyrığu ile 1358′te yaptırılmıştır.Dikdörtgen planlı yapı Gelibolu’nun sembolleri arasına katılmıştır.
Azaplar Namazgahı: Gelibolu’da boğaza ve Marmara’ya bakan büyükçe bir alan olan Fener Meydanı üzerinde 1407 yılında inşa edilmiştir.
Bayraklı Baba: Gelibolu Limanı’ndan Hamzakoy’a doğru yol alırken, koydan hemen önce sağdan deniz fenerine sapılarak buraya ulaşılabilinir.Bayraklı Baba Tükiye’nin en çok ziyaretçi çeken yatırlarından biridir.
Süleyman Paşa Türbesi: Rumeli’ye ilk geçen Osmanlı komutanı, Orhan Gazi’nin oğlu, Rumeli Fatihi Süleyman Paşa anısına 1356 yılında inşa edildi. Bu türbenin hemen yanında Namık Kemal’in mezarıda dualarınız için sizi bekler.
Karainebeyli Köyü: Eceabat yolu üzerinde Sütlüce köyü istikametinde Tayfur köyü geçildikten sonraki karşınıza çıkan köydür. Gelibolu Yarımadası’nda kurulan ilk Türk köyü olarak tarihe adını kazımıştır. Eski evleri, tarihi camisi ve meydandaki büyük kahvehanesi önemli yerleri arasında.
Güneyli Köyü: Saros Körfezi kıyısındaki bulunur Güneyli, yazlıkların yükseldiği, Ege’de denize girmek isteyenler için Gelibolu’ya en yakın yer konumunda. Konaklayacak otel ve balık lokantaları arayanlar çok zorlanmayacaklar.
Bakla Burnu: Güneyli köyü sapağını geçtikten sonra soldaki yol ayrımından Bakla Burnuna ulaşabilirsiniz. Kayalıklar arasında kalmış küçük kumsallardan denizin tadı çıkarılabilir.
Çimpe Kalesi: Gelibolu Bolayır arasındaki eski asfalt üzerinde bulunur. Türklerin Rumeli’de fethettikleri ilk kale Çimpe Kalesi olması açısından oldukça fazla öenm arz etmektedir.
Kavak Köyü: Koca Dere’nin kıyısından geçtiği Kavak köyünde tatlı su balıkları yetiştirilir ve satılır.Balık yemeğe gelenler için tesisler mevcut.
Gelibolu Milli Parkı: Gelibolu Yarımadası üzerinde yer alan milli park özel araçla gezilebiliyor. 18 Mart’ta Deniz 25 Nisan’da Seddülbahir, 10 Ağustos’ta Anafartalar savaşlarının törenleri izlenebilir.
Milli Park Merkezi 286-814 10 25
Kabatepe Tanıtma Merkezi 286-814 12 97
ULAŞIM Özel Araç:
İstanbul’dan TEM otoyolu Tekirdağ sapağından çıkılarak Malkara ve Keşan üzerinden Gelibolu’ya ulaşılır, İstanbul Gelibolu arası yaklaşık 280 kilometrelik yol, özel araçla yaklaşık dört saat sürüyor. Diğer alternatif İstanbul Yenikapı’dan feribot ile Bandırmaya gidip, buradan Lapseki’ye gidip arabalı vapur ile Gelibolu’ya geçmek. Gelibolu İskelesi 286-556 16 17 Lapseki İskelesi 286-512 1139 İDO 212-444 4 436
GELİBOLU’DA KONAKLAMA KALACAK YERLER
Gelibolu ilçesinde ve yarımadada konaklayacak pansiyon ve çadır alanları mevcut. Boncuk Otel -Hamzakoy Otel -Engin Otel -Türkmen Otel -Mercan Otel, Güneyli köyü sahili- Kum Otel -Kum Limanı Mevkii
ÖNEMLİ TELEFONLAR GELİBOLU İÇİN
Belediye 286-566 10 11 Hastane 286-566 66 14 Jandarma 286-566 10 04
Tags:
bayır,
belgeseli,
canakkale,
gelibolu,
Marmara bölgesi,
otel,
oteli,
tarihi,
yarımadası